
Söz konusu Kanun ile Ceza Kanunda, Ceza Muhakemesi Kanununda, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda birtakım değişiklikler yapıldı.
Bu Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklik önödeme ve verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesine ilişkindir.
TCK 75.maddesinde yapılan düzenlemeyle, önödemenin taksitler halinde yerine getirilebilmesine imkan tanınmaktadır. Düzenleme kapsamında failin on gün içinde talepte bulunması ve Cumhuriyet savcısının karar vermesi şartıyla önödeme miktarı birer ay ara ile üç eşit taksitle ödenebilecektir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde önödemenin gereğinin yerine getirilmediği kabul edilecek ve soruşturmaya devam edilecektir. Ayrıca maddenin altıncı fıkrasına yeni bentler eklenerek, önödeme kurumunun kapsamı genişletilmektedir.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeyi düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 136 maddesine ikinci fıkra eklenerek nitelikli cinsel istismar suçunun mağdurları olan çocukların veya nitelikli cinsel saldırı suçunun mağdurlarının soruşturma evresinde kayda alınan beyan ve görüntülerin suçun konusu olması halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmektedir. Böylece bu kayıtların hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi veya yayılması veyahut başkalarınca ele geçirilmesi fiilleri suçun nitelikli hali olarak kabul edilmektedir.
7188 sayılı Kanun ile yapılan en büyük değişiklikler ceza yargılamasına ilişkindir.
CMK’nın 102. maddesine 4. ve 5. fıkra eklenerek soruşturma evresi için azami tutukluluk süreleri belirlenmektedir. Düzenlemeye göre, tutuklu kalınacak süre, tutuklamaya neden olan suça göre değişebilmektedir. Buna göre soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemeyecektir. Ancak, Millete ve Devlete Karşı Suçlardan; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk; Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilecektir. Bu tutukluluk süreleri fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanacaktır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumu ceza adaleti sistemimize ilk olarak 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile girmiş, sonra Ceza Muhakemesi Kanununa taşınarak uygulama alanı yetişkinleri de içerecek biçimde genişletilmiştir. Bununla birlikte kurumun uygulanması, şikâyete tabi ve kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı bir yıla kadar olan suçlarla sınırlandırılmıştı. Bu kurumdan daha geniş ve etkili biçimde faydalanılabilmesi amacıyla, Ceza Muhakemesi Kanununun 171.maddesinde değişikliğe gidilerek, bir yıllık üst sınır, iki yıla çıkarılmakta ve şikâyete tabi olma şartı da kaldırılmaktadır. Böylelikle kapsam genişletilmektedir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 19.maddesine ikinci bir fıkra eklenerek kamu davasının açılmasının ertelenemesi onbeş yaşını doldurmamış çocuklar için hapis cezasının üst sınırı 5 yıl olan suçlar bakımından da kabul edilmektedir.
CMK’nın 174. maddesinde yapılan değişiklikle iddianamenin iade sebeplerinde düzenlemelere gidilmektedir. Yargılamanın makul bir sürede bitirilebilmesi için mevcut delillerin duruşma başlamadan önce toplanmış olması gerekmektedir. Bu değişikliklerle, suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen iddianame iade edilecektir.
Mağdurun haklarının düzenlendiği CMK’nun 234. maddesine yapılan ekleme ile, soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderlerinin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı belirtilmektedir.
CMK’nın 236. maddesinde yapılan değişiklik ile mağdur ve şikayetçinin dinlenilmesi yeniden düzenlenmekte ve özel ortamlarda uzmanlar aracılığıyla ifadelerinin alınması ve bunların kaydedilmesi şekli ortaya konulmaktadır. Düzenlemeyle, çocukların veya mağdurların kendilerini psikolojik olarak güvende hissederek, daha rahat ve doğru ifade verebilmeleri amaçlanmaktadır.
Bu Kanunla yapılan değişiklikle CMK 250. maddesi ile seri muhakeme usulü, 251. maddesi ile basit yargılama usulü, CMK 252. maddesi ile basit yargılama usulünde itiraz düzenlenmektedir.
Ayrıca CMK’nın 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma kurumunda, CMK 280 ve CMK’nın 282. maddeler ile bölge adliye mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulünde bir takım değişikliklere gidilmektedir.
CMK 253. maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamındaki suç listesi genişletilmektedir.
CMK 280. maddesinin 1. fıkrasına eklenen c bendiyle, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma açmaksızın esastan ret kararı verebileceği kararların kapsamı genişletilmektedir. CMK 280. maddesinin 1. fıkrasına eklenen f bendiyle, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma yetkisine yenisi eklenmektedir. İzin, talep veya karar gibi soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmemesi yahut ceza ilişkisini sona erdiren önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmaması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hallerinde dairece hukuka aykırılığın giderilmesi amacıyla hükmün bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesine imkân tanınmaktadır.
CMK 282. maddesinin 1. fıkrasına f bendiyle, istinaf aşamasında uygulanması kabul edilen istisnai hükümlerin kapsamı genişletilmektedir. Düzenlemeyle, sanık, müdafii, katılan ve vekili davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmezse, sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle duruşmanın sürdürülerek, yokluklarında davanın bitirilebilmesine düzenlenmiştir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenilmesi gerekecektir.
CMK’nın 286. maddesine yapılan ekleme ile temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile Türk Ceza Kanununda yer alan hakaret, halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, kanunlara uymamaya tahrik, Cumhurbaşkanına hakaret, devletin egemenlik alametlerini aşağılama, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama, Silâhlı örgüt, Halkı askerlikten soğutma, Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarının temyiz edilebileceği belirtilmektedir. Böylece temyiz edilebilecek kararların kapsamı genişletilmektedir. Düzenlemeye göre, fıkrada belirtilen suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen kararlar, ikinci fıkradaki kesinlik sınırları içinde kalsa bile temyiz edilebilecektir. Üçüncü fıkra hükmü, ikinci fıkrada belirtilen kesinlik sınırının istisnasını oluşturmaktadır.
Son olarak, yapılan değişiklikle CMK 308/A maddesinde düzenlenen Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yetkisinde düzenlemelere gidilmektedir. Değişiklikle, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı yapılan itirazların öncelikle kararı veren ceza dairesi tarafından incelenmesi, dairenin itirazı yerinde görürse kararını düzeltmesi, yerinde görmez ise itirazın ceza daireleri başkanlar kurulu tarafından incelenmesi için bu kurula gönderilmesi sağlanmaktadır.
Bu Kanunla Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna 17 nci maddesine ekleme yapılmakta ve birlikte işlenmiş olup da istinaf veya temyiz isteminde bulunmayan diğer sanıklar yönünden lehe bozmanın CMK 280/f.3 ve CMK 306 maddelerinin uygulanma olanağının bulunduğu hâllerde hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilmesi mümkün kılınmaktadır. Böylece yapılan düzenlemeyle, infazın ertelenmesine ilişkin nedenler arasına yeni bir neden eklenmektedir.
Kanunun tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/10/20191024-25.htm